Emine Çoruk

Emine Çoruk

12 Temmuz 2024 Cuma

DÜNYA EMEKLİLER GÜNÜ

DÜNYA EMEKLİLER GÜNÜ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünya Emekliler Günü, her yıl 28 Haziran ile 4 Temmuz tarihleri arasında dünya genelinde “Emekliler Haftası” olarak kutlanmaktadır. Bu hafta, emeklilerin toplumda daha fazla farkındalık yaratmak amacıyla düzenlenmektedir. Türkiye’de ise Atatürk’ün emekliye ayrıldığı 1927 yılı haziran ayının 30’u günü “Emekliler Günü” olarak kabul edilmiştir.

Dünya Emeklilik Günü ve Haftası, Türkiye Emekliler Derneği çerçevesinde, farklı emekli derneklerinin bir araya geldiği bu anlamlı gün 2010 yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır.

İzmir, Karabağlar Kent Konseyi Emekli Meclisi Yürütme Kurulu Emekliler günü ve Emekliler Haftasını Kutladı.

Karabağlar Kent Konseyi Emekli Meclisi Yürütme Kurulu her yıl geleneksel olan Atatürk’ün emekliye ayrıldığı 30 Haziran gününü Emekliler Günü ve 28 Haziran 4 Temmuz tarihleri arası olan emekliler haftasını 28 Haziran 2024 Cuma günü Karabağlar Belediyesi Mobilya Akademi Konferans salonunda kutladı.

Kutlama etkinliğine paydaş olarak katılan Türkiye Emekliler Derneği Eşrefpaşa Şube Başkanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Güzelyalı Sağlıklı Yaşam Merkezi Müdürlüğü ve Kadgüç Derneği’nin ortak programı çerçevesinde kutlandı. Program açılış, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın söylenmesinin ardından Emekli Marşı, Vay Emekli Türküsü, basın ve medyada emekliler için video gösterimi yapıldı. Emekli Meclisi Yürütme Kurulu Başkanı Selami Ercan açış konuşmasında ülkemizin içinde bulunduğu kriz ve yüksek enflasyon oran artışlarından ötürü emeklilerimizin açlık ve yoksulluk sınırı içinde, asgari ücretin altında bir gelirle yaşamaya mahkûm edildiklerini dile getirerek farkındalık yaratarak topluma mesaj vermek istediklerini söyledi. Emekli Meclisi Onursal Başkanı İhsah Ak ise emekli meclisinin kuruluşundan bugüne değin yaptığı faaliyet ve etkinlikler ve emekliler haftası hakkında bilgiler verdi. Karabağlar Kent Konseyi Yürütme Kurulu Başkanı Pelin Erda ise yaptığı konuşmada insanın çalışma hayatının sona ermesinden sonra emeklilik döneminde yaşadığı güçlükler, emeklilerin bilgi ve deneyimlerinden gençlerin yararlanarak çok öğrenecekleri konular olduğunu, yaşlı ve gençlerin dinamizm buluşma dönemi içinde olduklarını, Cumhuriyetin kurucu değerlerine sahip çıkmayı önemsediğini ve emekliler Haftasını kutlayarak sözlerini bitirdi. Türkiye Emekliler Derneği Eşrefpaşa Şube Başkanı Baki Yapıcı ise Türkiye Emekliler Derneği Genel Merkezinin emekliler ile ilgili her ortamda mücadele ettiklerini, dernek şubesinin Çalışma ve faaliyetleri hakkında bilgiler verdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Güzelyalı Sağlıklı Yaşam Merkezi Müdürlüğü kadın oyuncuların sahneye koydukları Keşanlı Ali Destanı drama oyununu oynadılar. İzleyicilerden bol bol alkış aldılar. Dj Müzik dinletisi ile Emeklilerimiz günün stres ve yorgunluğunu müzik eşliğinde oynayarak üzerlerinden attılar. Etkinliğe katılan paydaşlara teşekkür belgesi sunumu ardından, toplu anı fotoğrafı çekimi ile program sonlandı.

Sevgiyle, hoşça ve güzelliklerle kalın…

Devamını Oku

GAZETECİ ŞAİR YAZAR OĞUZ TÜMBAŞ YAŞAMINDAN KESİTLER

GAZETECİ ŞAİR YAZAR OĞUZ TÜMBAŞ YAŞAMINDAN KESİTLER
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Şairler, kelimelerin büyülü dansını yapan sanatçılardır. Onların dizeleri, duyguları ve hayalleri bir araya getirir bizi ve başka dünyalara taşır.

Şairlerin kalemlerinden doğan şiirler, insanlığın ortak hazine sandığıdır. Şairlerin her birinin kendine has bir tarzı, duygusu ve konusu vardır. Şiir insanların duygularını, düşüncelerini ve hayal gücünü ifade etmek için kullanılan güçlü bir edebi türdür. Şairler de duyguları en naif biçimde anlatan edebi sanatçılardır.

-Oğuz Tümbaş, kelimelerle dans ederek duygu ve düşüncelerini en naif biçimiyle dizelere döken şairlerimizden biridir. Kendisi büyük bir keyifle bu haftaki köşemizin konuğu.

Usta gazeteci, şair, yazar, şiire adanmış bir ömür ve sayısız kitaplar… Oğuz Tümbaş, İzmir 9 Eylül Gazetesi’nde köşe yazarıdır. Daveti üzerine gittiğim İzmir Kitap Fuarı İmza gününde, büyük bir keyifle okuduğum imzalayıp hediye ettiği, ‘Şiirgiller’ ve ‘İyi Günler Terzisi’ şiir kitaplarına sahip olmak ayrı bir gurur ve mutluluktu benim için.

-Şiirle ilmek ilmek işlenmiş yaşamınızı, şiirle sırdaşlığınızı, şiire olan sevdanızı, şiirli hayatınızı bizlerle paylaşabilir misiniz?

-Yaşam serüvenimin başlangıç tarihi 1946 Ağustos’una denk gelir. Yer yeni ilçe olan Oğuzeli’dir. Gaziantep’in yanı başında sular ve yeşillikler yurdu kasabam. İlkokul bu ilçede biter, ortaokul Ceyhan’da, Lise Urfa’da…

Şiire, yazıya bulaştığım lise yılları… 60’lı yılların başında önce yerel gazetelerde yazmaya heves ediyorum. Şiir kıskançlığım ise ağabeyim Yaşar Tümbaş’ın 1962 yılında ilk ve tek şiir kitabını çıkarmasıyla başladı dersem, inanın bana…

1965 yılında edebiyat dergilerine, hevesli bir şiir yazıcısı olarak adım attım. İstanbul’da Sanat Dünyası, Ankara’da Çele, Meltem, Defne, Ilgaz, Evrim, Sivas’ta Su…

Ankara’da Çele dergisinde Yazı İşleri Müdürüsün dediklerinde, 20 yaşından gün alıyordum. 1967 Kasım’ında beş genç arkadaş Meltem adlı edebiyat dergisini estirmeye başladık.

1975-1991 yıllarında şiire, sanata, yazına uzunca bir süre kapıları kapattığımı da belirtmeliyim.

Ne var ki şiir hiç yakamı bırakmadı; aklım hep onda kaldı. Şiir perileri, esin kuşları pencereme tıklayınca, 1991’de yeniden aşk başladı şiirle. Akköy, Alaz, Ardıçkuşu, Artemis, Aykırı Sanat, Afrodisyas Sanat, Beşparmak, İzmir İzmir, Damar, Agora, Ünlem, Mavi (Gaziantep), Deliler Teknesi, Çini Kitap, Sincan İstasyonu, Patika, Edebiyat Nöbeti, Çinikitap, Yaşam Sanat, Sarmal Çevrim, Varlık, Lacivert, Kurşun Kalem…gibi dergilerde yazdım; yazmayı da sürdürüyorum.

İzmir’de 2003’te ÜNLEM Dergisinin kuruluşunda, Yazı Kurulu’nda görev aldım. ALAZ Dergisinin editörlüğünü yaptım. TRT’de kitap programları, sanat kültür haberleri hazırladım.

-İnsanın alabileceği en büyük ödülün, yaptığı işten keyif alması, severek ve yaşamın içinde kendisiyle özdeşleşmesi, kendini ifade edebilme şekli olduğunu düşünüyorum. Sizin ödüller hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

-Ödüle meraklı olmadım. Sadece Urfa Lisesi’nde dönemin çok okunan dergilerinden HİSAR’ın düzenlediği Türkiye Liselerarası Şiir Yarışması’nda ödül aldığımda yaşadığım sevinci, coşkuyu unutamam.

Bir de İzmir Karşıyaka Belediyesi’nin Homeros Emek ödülünü sayabilirim. Edebiyat, sanat etkinliklerinde verilen plaketler de bir anı olarak süsler kitaplığımı.

Habercilik dalında ise İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin birçok ödülünü camlı dolabımdan bakar gözlerime. Aralık 2010’da Gaziantep’te Bilim Kültür, Sanat Derneği ve Mavi Edebiyat Dergisi’nin “Kent Kültürüne Katkı Büyük ödülü” nü saymalıyım elbette.

Bursa ‘da BUDEP ‘in, Çinikitap, Eliz Edebiyat ve Sarmal Çevrim dergilerinin oluşturduğu, BUDEP (Bursa Dergiler Platformu) çatısı altında düzenlenen “Bursa’dan Edebiyata Katkı” 2022 Ödülünü de unutmadım elbette.

-Gazetecilik yaşamınızdan bahsedecek olursak, hala 9 Eylül Gazetesi’nde köşe yazarlığına devam ediyorsunuz. 

-2016 Haziran’ından bu yana İzmir’de günlük yayımlanan 9 EYLÜL Gazetesinde haftada bir çarşamba günleri şiire, yazına, sanata, kültüre ilişkin yazılarımla da yazın yaşamımı sürdürüyorum.

-Kitaplarınız bir insan ömrünün özeti gibi… Her dönem insan oluşumunun, farklı dönemlerinin yansımaları. Her kitapta şairin farklı bir yansıması, farklı bir rengi ve yolculuğu çıkıyor gibi gelir bana. Şiirle ilk yolculuğunuz, ilk şiir kitabınız nasıldı? Devamı nasıl geldi?

-İlk şiir kitabım İzmir’de 1998’de Beşeri Yayınları’ndan çıktı: YÜREK SÖYLENCESİ. Sonrasında BELLEK PAZARI (Etki Y.2002), İNCE ODA (İlya Yayınları 2007) okurla buluştu. KÜŞÜM ÇINLAMASI adlı dördüncü şiir kitabım da Nezih Er Yayınları arasında 2011 yılında yayımlandı.

Biraz ara ver Oğuz dedim.  DİNGİN SÖZLER AVLUSU (Şiirden Y.2017), İYİ GÜNLER TERZİSİ (Neziher Y. 2020), ŞİİRGİLLER (Seçme Şiirler, Klaros Y. 2022), ŞİİR BOYU İZMİR (Pagos Y.) BİR RÜZGÂRIN PEŞİNDEN (Toplu Şiirler, Klaros Y. 2023) adlı şiir kitaplarını sundum dostlarıma.

Bunca yıldır çeşitli dergi ve gazetelerde yazılarını, denemelerini yayımlayan Oğuz Tümbaş, onları da kitapsız bırakır mı? Kolları sıvadım, sırasıyla OĞUZ’CA YOLCULUK (Zemge Y. 2011), YAZININ GÖNLÜYLE (Bence Y. 2016), ŞİİR YOLCUSU KALMASIN (Pagos Y.  2020), SEVGİYLE İZMİR, YAZIYLA İZMİR (Klaros Y.2022), kitaplı tarihime katıldı.

Ha bu arada bir de anı kitabımın olduğunu söylemeden geçebilir miyim?  TELAŞLI GÜNLER GEÇİDİ (Klaros Y. 2022)

2023’te ÇOCUKLAR GEÇİYOR İÇİMDEN dedim, içimdeki çocuğu şiirlerimle açığa çıkardım…

1979’dan beri sevginin adresi SEVGİ’yle evliyim; kızım SENEM, oğlum OKAN, gelinim MELİSA’yla, torunum OZAN’la yaşama özenle, umutla, şiir ve yazı sevinciyle dokunuyorum.

                                               ***

-Değerli Oğuz Tümbaş, yazmak bir tutkudur yazmayı sevenler ve yazarak hayata dokunanlar için. Yazmanın iyileştirici gücünü keşfedenler, ömür dediğimiz bu yolda, insanların duygusal ve zihinsel sağlığını olumlu yönde etkiliyor. Yazmak düşünceleri somutlaştırıyor ve anlam kazandırıyor, yani kelimelerin gücü büyük. Siz şiir ve yazma eylemi hakkında ne düşünüyorsunuz geleceğe dair projeleriniz nelerdir?

-Şiir ilk göz ağrım, tutkum, sevdam…

Yazıyı da hep sevdim. İlkin yerel gazetelerde çıktı yazılarım. 1965’ten sora da yazın-sanat dergilerinde şiir ve yazılarımı yayınlamaya başladım. Birkaç yazın-sanat dergisinin mutfağında bulundum, sorumluluk üstlendim. Şimdi de birçok dergide özellikle sanata, yazına, kitap tanıtımına ilişkin yazılarım yayımlanıyor.

Yazmak güzel bir eylem. Bunca yıldır yazıyor olmaktan, üretmekten, paylaşmaktan çok mutluyum. Eskiden kalemdi biricik yazı eylemi aracımız; sonra daktilo girdi yaşamımıza. Şimdi de bilgisayar… Tuşlara basma yeti ve gücümü, sağlığımı yitirmedikçe, belleğim beni unutmadıkça yazma eylemimi sürdüreceğim elbette.

Bugüne dek şiir, deneme, anı türünde 16 kitabım yayımlandı. En son SÖZ YAZIYA DOKUNURSA benim dergilerde yaptığım söyleşilerden oluşan bir seçki. Durumlar, koşullar elverirse belki bu yıl sonuna doğru belki 2025 başında, dergilerde benimle yapılmış söyleşilerden oluşan bir kitap daha düşünüyorum.

Yine gazete yazılarımdan bir seçki, kitap tanıtım yazılarımdan oluşan bir başka kitap gündeme gelebilir. Her ne kadar toplu şiirlerimden oluşan bir kitap yayınlamış bulunsam da taze şiirlerimin yer alacağı küçük oylumlu şiiri kitabı da gelecek zaman içinde çıkabilir.

Onun dışında haftada bir gazetede yazmak, Vefa İstasyonu adını verdiğimiz anma toplantılarımız, etkinlik ve izlencelerimiz yeni dönemde de sürecek.

Bu arada Tarihi Kemeraltı Mirkelam Han’da sürdürdüğüm “OĞUZ TÜMBAŞ İLE ŞİİR KEMERALTI’DA“ izlencesi, bir terslik olmazsa yeni dönemde de şairler ve  şiir severlerle buluşacak.

Ve değerli şairin şu dizeleriyle bitiriyorum…

İyi günler terzisi…

Resimler içindeymiş mağara duvarları

İlk insandan beri

Nice uzak olsak da dağ dağ geri

Tarih üzre çağ çağ eski

İnsan alışıkmış ruhundan

Beden dili yetkin

Akıl ve duygu

O zamanda üstesinden gelirmiş şiirin

Annem sivil bir sevgiydi

Iyi terziydi annem

Singer makinesinin başında

‘Annem ki hayriyanım’ı kasabanın

Tek göz odada

Tek gözüyle umutlu geleceğe

Gözlüğünde kır çiçekleri’

Diyen de bendim

Ne güzel girmişti şiirime

Bilmez baharları bakar körler

İyi üstüne ne var üstlenirim

Daha güzel olsun dünya

Ben iyi günler terzisiyim

Sevgiyle, hoşça ve güzelliklerle kalın…

Devamını Oku

İNCİ TANELERİ

İNCİ TANELERİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Off dersin ve zaman durur… Ne hissedeceğini ne düşüneceğini bilemezsin. Tüm hücrelerine işler sesin tınısı, titreşimi anlam veremediğin bir etki altına alır seni kaybolursun müziğin içinde. Hele o yanık sesin tüyleri diken diken eden yorumu ile içimiz titrer. ‘Off’ anda söyleyebileceğin tek kelimedir, boğulursun düşüncelerde; neden olduğunu sebebini de bilemezsin, sebepsiz bilmediğin yerden en derine tam dibe dalarsın, işte öyle bir şey. Aradığınız bize ulaşılamıyor…

İşte tam da beni bu denli etkileyen ses Songül Güner. Sanatçının sesi büyüleyici bir etki alanına alıyor seni. Yalnızca beni değil aslında dinleyenlerini de etkisi altına aldığı belli ki şu aralar herkesi ekranlara bağlayan ‘İnci Taneleri’ dizisinin de duygusal sahnelerinin fon müziği olmuş. Biz Türkler her ne kadar Avrupai bir yere doğru gidiyor olsak da Anadolu kökenliyiz. Hepimizin kökeni Anadolu’dan geliyor. Halen birçok kişinin yakını, akrabası, büyükleri var Anadolu’da. Bundan mıdır bilinmez yanıktır hepimizin yüreği. Severiz türküleri, hep bir özlem içinde oluşumuzdan mıdır bilinmez, yakınlarımıza, ailemize. Gurbetteyiz hep, ailemize gurbette, yakınlarımıza gurbette, geçmişe gurbette, geleceğe gurbette, çocukluğumuza gurbette, herkese yakın iken kendimize gurbette…Yüreği yanık milletiz biz o yüzden türkülerimiz baş tacımızdır bizim. Kim bilir belki de bu yüzden seviyoruz türküleri, hüznümüzü bırakıyoruz bu türkülere. Bir türkünün melodisine bırakırız bazen kendimizi bazen de bir şiirin dizelerine. Neşeli parçalarla da neşeleniriz. Dengeliyoruz yaşamı kendimizce, hüzün ile neşeyi harmanlayıp yaşayıp gidiyoruz işte. Türkü ne kadar önemli ise bir o kadar da hatta daha fazlası belki de türküyü söyleyen, yorumlayan da önemlidir. Söyleyenin sesi, tınısı ve melodisi alıp götürür bizi bilmediğimiz diyarlara. Songül Güner’in sıra dışı sesi ve yorumu gibi. Hangi dilde hangi tonda olursa olsun etkilenmemek mümkün değil ve bu da bana her zaman müziğin notalarla iletişim kurulan evrensel bir dil olduğunu düşündürür.

Demiş ya büyük usta Neşet Ertaş ‘Nerede bir türkü söyleyen görsen korkma, yanına otur. Çünkü kötü insanların türküsü yoktur.’

İnci Taneleri, (BKM imzalı bir dram dizisi) 25 Ocak 2024 Perşembe günü yayınlanan ilk bölümüyle izleyicisini ekrana kilitledi. Dizi içeriğindeki aile dramı ve Dilber karakterinin Dilber dansları ile uzun süre gündemde kalmayı da sürdürecek gibi görünüyor. Dilber dansının gündemi devam ederken iki bölümde dizinin en alıcı yerinde çalınan ‘Songül Güner Dağlara mı Yazdın’ türküsüyle de gündemde kalmayı sürdürüyor. Başrollerinde Yılmaz Erdoğan, Hazar Ergüçlü, Selma Ergeç, Kubilay Aka gibi ünlü isimlerin oynağı dizide edebiyat öğretmeni Azem, yaşamındaki olumsuzluklardan dolayı dağılan ailesini, hayatını, inci tanelerini toplamak ve yaşamına kaldığı yerden devam etmeye çalışmaktadır. Dizinin ilk bölüm fragmanını izlediğimde kendimce tepki göstererek izlememe kararı almıştım. Dilberin pavyonda yaptığı dilber dansı çok ağrıma gitmişti. Fazlasıyla onur kırıcı ve kadınlara yapılan bir hakaret gibi hissetmiştim. Kadınların bir eğlence amacıyla bir obje, bir meta olarak yansıtılması ve görülmesi canımı sıkmıştı. Hemcinslerime yapılan bir değersizleştirme gibi duygular içine girdim ve böyle yorumladım kendi içimde. Sonrasında merakımı da yenemeyerek diziyi izlemeye başladım. Diziyi izledikçe aslında yaşamın tamda içinde olan, olağan yaşamların hayat hikayelerinin insanlara sunumu olduğunu gördüm. Bunlar hayatın gerçeği, farklı yaşamların, yaşadıkları zorlukların farkındalığını yarattı bize. Dizinin aslında ne kadar derin mesajlar verdiğini, yaşanan aile dramlarını insanın yüzüne tokat gibi yapışan mesajlarla, izleyicinin dikkatini bu yaşamlara çektiğini gördüm. Bilmediğimiz yerlerde bilmediğimiz hayatlar…

Senaryosunu Yılmaz Erdoğan’ın kaleme aldığı dizinin kadrosu da bu kadar güçlü ve derin olunca, hayat okulundan alınacak olan hayat dersleri çıkıyor karşımıza, gerçek hayat senaryolarından dizi senaryolarına. Her bölümde ekrana yine nasıl bir hayat mesajı verecek diye bağlanmak kaçınılmaz oluyor. Yönetmenliğini Şenol Sönmez’in yaptığı ‘İnci Taneleri’ ilk bölümünden itibaren ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Dizide geçen hayat dersi niteliğindeki ilgimi çeken diyaloglardan bazıları:

Dilber: Kimse kendisine benzemiyor ki zaten.

Azem: Kimse kendisine benzemiyor, doğru.

Dilber: Bence sen sana benziyorsun.

Azem: Bence sen de sana çok benziyorsun.

-Azem: Ben artık ait olmadığım bir yerde bulunmak istemiyorum.

-Dilber: Buraların insanı değilim diyorsun. Ben de değilim. Ben nerenin insanıyım peki? Bana yer var mı bu dünyada?

Ve yine dizide geçen başka bir mesaj:

‘Gençlik çok güzel bir şey ama gençlerin elinde heba oluyor.’ demiş Oscar Wilde.

İçinde iken hoyratça kullanılan, değeri bilinmeyen harcanan gençlik zamanları. Her şeyde olduğu gibi gençliğin de kıymetini kaybedince, gençlik gidince anlıyor insanoğlu. Genç olsaydım neler yapardım ile başlayan pişmanlık cümleleri…

Hiç birimizin yabancı olmadığı bu sözler, kendimize geç kalmışlık.

Böyle bir duygu içinde olduğum ve zamanında yazdığım şu dizeler de benim zamanı nasıl su misali geçirdiğime, kendime yaptığım bir siteme, herkese yetişirken kendime geç kalmışlığa ithaf ediyor:

‘Kendime geç kaldım diye düşünüyorum bazen, zamanı geriye alıp kendime yetişmek istiyorum…’

Kısacası başlarda tepki gösterdiğim diziyi derin anlam yüklü konusu ve dersleriyle keyifle izler oldum. Dizideki küçük cümlelerde kocaman anlamlar, derin hayat dersleri var aslında. Maskeli yüzler, kendimizi ait hissetmediğimiz alanlar gerçekte nereye ait olduğumuzun sorgusu. Dizi aslında küçük ve değerli anıları temsil ederek, hayatın küçük detaylarının aslında ne kadar önemli olduğunun altını çiziyor.

Uzun yılların ardından ekrana ‘İnci Taneleri’ ile dönen Yılmaz Erdoğan, merakla bekleyen izleyicilerin beklentilerini farklılık yaratan bir proje karşımıza çıktı. Dizide karakterlerin yaşadığı deneyimler, verilen ince detaylar ve mesajlar hayatın anlamını sorgulatıyor ve derin düşüncelere yol açıyor. Dizinin izleyenlerini ekrana bağlayan bir diğer tarafı ise derin aile bağlarının, hüzün ve mizahı harmanlayarak aile bireylerinin yaşadığı sorunların ve ne olursa olsun aile olarak kalabilmenin müsaadesinin en çarpıcı haliyle duygudan duyguya geçişini yaşatıyor izleyenlere.

Azem’in inci kolyesinden dağılan inci tanelerini toplayıp tekrar ailesini bir araya getirebilecek mi gelecek bölümler de neler olacak hep birlikte merakla bekliyoruz.

‘Yüreğinde bir inci tanesi var: Masumluk. Ve inciler çamura düşmekle inciliklerini kaybetmezler.’ Victor Hugo.

Sevgiyle, hoşça ve güzelliklerle kalın…

Devamını Oku

İZMİR KİTAP FUARI-BAHARIN COŞKUSUYLA KÜLTÜRPARK’TA MUSTAFA GÖKÇEK

İZMİR KİTAP FUARI-BAHARIN COŞKUSUYLA KÜLTÜRPARK’TA MUSTAFA GÖKÇEK
1

BEĞENDİM

ABONE OL

İzmir Kitap Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde kitap severleri bir araya getirdi ve önemli bir etkinliğe daha imza attı. İZFAŞ ve SNS Fuarcılık iş birliği ile İZELMAN ve İZTARIM ana sponsorluğunda düzenlenen İzkitapfest-İzmir Kitap Fuarı 10 gün boyunca Kültürpark’ta devam etti.

İZKİTAP, yılda iki kez düzenlenmektedir. İlkbaharda 19-28 Nisan 2024 tarihleri arasında Kültürpark’ta ve sonbaharda ise Fuar İzmir’de gerçekleşmektedir.

Ana teması ‘’Çocuk Edebiyatı’’ olan İZKİTAPFEST, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı da baharın coşkusuyla Kültürpark’ta festival gibi bir organizasyonla karşıladı.

Yüzlerce yayınevi, sahaf ve plakçının yer aldığı İZKİTAPFEST; söyleşiler, dinletiler, konserler ve imza günleri ile ziyaretçilerine tam bir kültür şöleni yaşattı. Saat 10:00 ile 21:00 saatleri arasında ziyaretçilere ücretsiz olarak sunuldu. Böylece kitapseverlerin keyifle vakit geçirdiği bir ortam yaratılmış oldu.

PROF. MUSTAFA GÖKÇEK

Geriye Kalan Solgun Yürekler…

Aynaya baktım aynadan bir adam.

Baktı yüzüme usulca gözünden akan.

Tomurcuk yaşlarla ve ruhunda onmaz yaralarla!

Ve geriye kalan solgun bir yürek.

Gittiler, gittiler dönmemecesine.

Ruh yaşarken ölebilir mi?

Zamansız tuhaf bir akşam ağlatma klarnet yeter.

Su misali fırtınaların rüzgarlarında savruldum.

Sabunun köpüğü gibisin değme yüreğime,

Hüsran oldu mu yüreğiniz? Kırılmış aynalar.

Gitme artık klarnet ben de kal yağmur başladı.

Gel tütün sar, rakıya meze olur ve belki…

Renksiz bir dünya solgun ve ılık aydınlık.

Anılar, anılar…Hatıralarda geriye kalanlar.

Elem dolu yüreğinizle hiç aynaya baktınız mı?

Mezar taşların da yazmaz solgun yürekler.

Ruh ölmez aynada kalır nicelerini gördüm.

Gökyüzüne baktım yıldızları gördüm, yalnızlar.

Toprağa uzanıp gökyüzüne baktınız mı?

Yıldızların yanında geriye solgun ve yorgun bir yürek kaldı…

Prof. Mustafa Gökçek

Değerli hocamın daveti üzerine katıldığım İzmir Kitap Fuarı Kültürpark’ta, 9 Eylül Sahnesi’nde Bahar Şiirleri şiir dinletisiyle usta şairlerimizin okudukları gelenlere hediye oldu. Ustanın okuduğu ‘Geriye Kalan Solgun Yürekler’ gibi…

Bazen ne söylesen az ne anlatsan yetmeyen, kelimelere cümlelere sığmayacak yaşamlar… Kendisini ifade edebilmesi için birkaç ömre ihtiyacı vardır bence Mustafa Gökçek’in.

Uluslararası, ünü dünyayı aşmış usta dünya şairi, yazar, gazeteci, oyun yazarı Mustafa Gökçek.

İnsan olduğumuzdan hepimiz düşünüyoruz, hissediyoruz, yaşıyoruz, duygulanıyoruz fakat bunu ifadede zorlanıyoruz ve doğru cümlelerle kuramıyoruz kelimelere dökemiyoruz ya. İşte tam da orada bu işin ustaları devreye giriyor. İnsanların duygularını büyük bir ustalıkla kelimelere döküyorlar. Usta olmanın meziyeti de burada ortaya çıkıyor, ortak duyguların tek bir usta kalemle kitlelere, dünyaya sunulması. Kitlelerin sözcüsü, çoğunluğun azınlıktaki sesi, temsilcileri sanatçı ruhu denilen ince, naif, sıra dışı, şair, yazar tanımlamasıyla ustalığın ete kemiğe bürünmüş, ruhun vücut bulmuş hali. Her okurun her farklı şiirinde kendini bulduğu bu benim için yazılmış hissini uyandıran bir şair olmasının yanı sıra son derece mütevazi ve özde kalmışlığa örnek bir insan olması hayranlık uyandırıyor.

PEKİ KİM BU MUSTAFA GÖKÇEK?

Mustafa Gökçek, 02.10.1953 yılında Gaziantep ilinde dünyaya geldi. İlkokulu doğduğu ilde, orta ve lise öğrenimini, İzmir iline yerleşip, çalışmalarını ve yaşamını burada sürdürmüştür. Yazar / Şair / Oyun yazarı ve tiyatro eğitmeni- yönetmen Mustafa Gökçek,  bu öğrenimlerinden sonra, Yüksekokul öğrenimini Ankara’da, DTCF ‘de tamamladı. Bazı edebiyatçılar gibi 12, 13 yaşında şiirle başlayan edebi yaşamı ilk öyküsünün, çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmasıyla yazın yaşamına, 16 yaşından itibaren devam etmiştir.

DENEME;

“Denemeler- 1 (iki baskı) (1973 / 1985-etki)

“Denemeler-2 (Yaşamın Sancısından…) (1991-etki)

“Denemeler- 3 (Ucuz Kelimeler…) (1993- Çağrı yayınevi)

1970’li yıllarda basımı yapılan “Denemeler (2 Baskı)” adlı kitapla edebiyat dünyasına giren yazarın, daha önceki tarihlerde yazmış olduğu öykü ve romanlarının, kendisi tarafından üzerinde incelenerek, rötuşlanması sonucunda eserleri;

ROMAN;

“Kazancı” (1999 – Yom)

“Kamburun Katığı” (1989 – Üniversite Yayın. Kitapevi)

“Kuduran Dünya” (1980 – Üniversite Yayın. Kitapevi

“Çırak”  (1995 – Yom)

“Otobüs” (2000)

“Murtaza” (1999)

“Dışarda Mevsim Baharmış”(3 Baskı), (1989 – Cem)

“Son Çırpınışlar – Gençlik romanı” (2001)

“Özgür Bir Çağrı – 1.Cilt” (2002)

“Özgür Bir Çağrı – 2.Cilt”  (2003)

“Büyük Hüzün” (2016 – Ulak, Doğu Kitapevi)

“Palto Denizi”  (2021 – Ulak, Doğu Kitapevi)

“Korona Günlerinde Zamanlar” (2021- Ulak, Doğu Kitapevi)

ÖYKÜ;

“Gerçekler, 11 Öykü” (1979 – Üniversite)

“Ufuktaki Güneş, 10 Öykü” (Üniversite)

“Gölgem Suya Düştü” (1996 – Leyal Yayınevi / Hürriyet Gazetesi Sedat Simavi Vakfı Öykü Ödülü)

“İyi Niyet (Haldun Taner Öykü Ödülü)” (2000)

“Pusula (Fransa’da yayımlandı)”  (2001)

TİYATRO OYUNU;

“Mektephane, iki perde (Deneysel tiyatro)” (Üniversite tarafından sahnelenip, yayımlandı / 2000)

“Hangi Dünya, – Müzikal, 7 Perde/2 Sahne (Bodrum Bel.    Özel Ödülü)” (Basım 1996) (DT. Sahneledi ve Bodrum Belediyesi Sahneledi)

“Kaldırım Mühendisi – 5 Sahne ve tek perde” (Basım 1996 / Üniv. Sahneledi)

“Seni Duyamıyorum, 2 perde / 5 sahne (E.Ü.İletişim Fak. Özel Ödülü) (Basım, Üniversite 1997)

“Yüreğim Kanıyor /2 Perde – 1 sahne” (1997- Sahnelendi)

“Aydınlık Eylem / 2 Perde – 1 Sahne” (2000 – Üniversite yayımladı ve sahneledi)

“Kurban / 1 Perde” (Basım 2001 / DT. Tarafından sahnelendi)

“Özürlü Özgür / 1 Perde” (2002)

“Bir Yudum / 1 Perde” (2003)

SİNOPSİS;

“Gıcık Mı, Gıdık mı (Komedi)” (1998)

“Aydının Omleti” (1999)

FİLM SENARYOSU;

“Kal burada, gitme” (2000)

“Uzak Diyarlar…”  (2001)

“Buradayım”  (2003)

“Kaldırım Mühendisi” oyunu dizi olarak çekildi.  (2004)

ŞİİR;

“İlk” (2002 – Etki)

“Dağlarımdan Akar Kızıl Şafaklar”  (1985 – İkarus)

“Yaşamın Sancısı” (1990)

“Yalnız Ağaçlar” (1980 – yom)

“Çağım Kuşatmada – Madımak Yanıyor” (2000 – Etki)

“Amber, Efkâr, Hasret” (2004 – Etki)

“Kadim Dostlarım” (2006)

“Üç Fidan, Üç Zindan” (2012)

KİTAP İNCELEMESİ VE ELEŞTİRİSİ OLARAK, YORUMLAMA (Dergi ve gazete yazıları);

  “Yorumlama Saatleri- 1”   (2015)

  “Yorumlama Saatleri- 2”   (2016)

  “Yorumlama Saatleri-3”    (2017)

  “Yorumlama Saatleri-4”    (2018)

  “Yorumlama Saatleri-5”    (2019)

  “Yorumlama Saatleri-6”    (2020)

  “Yorumlama Saatleri-7” (2021)

YAZDIĞIM MAKALELER;

“Tiyatro Eğitimi” (1994 / Üniversite Yayım.)

“Diksiyon-Fonetik” (1996 / Ders kitabı, Üniversite Yayını)

“Telaffuz Eğitimleri” (1997 – Üniversite Yayını)

“Kahve Üzerine” (2001 / Dünya, Tüm Ülkelere Yapılan Genel Yayım)

“Aydın Olabilmek” ( 2003 – Üniversite / Evrensel Dergi – Ortak)

“Çağdaş Toplumda Tiyatronun Yeri ve Önemi” (Evrensel Dergisi yayımı)

“Siyasi Edebiyat” (Haber Hürriyeti Gazetesinde yayımlanan köşe yazıları)

Gazete köşe yazıları (makale türü) ; 1987’den itibaren…

       –     Toplamda 85/95 arası bilimsel makale

Yayınlar olarak toplamda; 50’nin üzerinde yayını bulunmaktadır…

İsimleri ile yayımlanan kitaplarının yanı sıra yazarın, bazı şiir ve kitapları Azerbaycan, Bulgaristan, Hollanda, İngiltere ve Rusya’ da yayımlanmıştır. Bir öyküsü de Fransa’da yayımlanmış ve Rusya’da bu çalışmalara imza atmıştır. Türkiye Sedat Simavi Vakfı tarafından ödül ve Haldun Taner öykü ödülü, Fransa’dan bir öyküsüne (Puslu Ayna) şilt (madalya) ve Ankara Üniversitesinden ödül… Yazarın, “Palto Denizi” isminde yeni yayımlanacak bir romanı daha okuyucuyla buluşacaktır. Ve şu anda da (yaşanılan, hayatın akışı nedeniyle Covid-19 günlerini); “Korona Günlerinde Zamanlar” adı altında bir roman çalışması ile tarihi bir roman hazırlamaktadır. Ayrıca adına; Seferihisar-Ürkmez Gençlik Merkezi’nde Anı ve Çalışma Odası, kendi adına da Kütüphane açılmıştır… Birkaç şiiri Meksika radyosunda İngilizce ve İspanyolca’ya çevrildi ve orada da seslendirildi.

Yazar, TYS (Türkiye Yazarlar Sendikası), PEN (Uluslararası Yazarlar Birliği), TÜRKGEB (Türkiye Genç Edebiyatçılar Birliği Kurucusu), İZMES (İzmir Edebiyat-Sanat Grubu Kurucusu-Başkanı) TÜRKYES (Türkiye Yayın, Edebiyat, Sanat – Kurucusu, Onursal Başkanı), İZSES (İzmir Sanat, Edebiyat Sohbetleri kurucusu) ve Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği üyesi olup, şu anda da “Haber Hürriyeti” gazete ve www.haberhurriyeti.com- adlı internet sitesi-gazetesinde yazılarına devam etmektedir.

Sevgiyle, hoşça ve güzelliklerle kalın…

Devamını Oku

HELAL OLSUN SİZE NE YAPTINIZ SİZ ÖYLE

HELAL OLSUN SİZE NE YAPTINIZ SİZ ÖYLE
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Güzel ülkemin, güzel kadınları hepinizi ayakta alkışlıyoruz…

2024 Türkiye yerel seçimleri, Türkiye’deki yerel yönetimlerin belirlenmesi için 31 Mart 2024 tarihlerinde yapıldı. 1393 belediyede yapılan seçimlerde belediye başkanları, büyükşehir belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, il genel meclisi üyeleri, muhtarlar ve ihtiyar heyetleri belirlendi ve kadın başarısı bu seçimlere damgasını vurdu. Hadi bakalım devletimize, milletimize hepimize hayırlı olsun. Alın gelin kadının naifliğini, zarafetini, inceliğini, duygusallığını, anaçlığını, yuva kavramını da alın gelin. Ülkemizin hepimizin ihtiyacı var buna.

Yaşamın tam ortasında hayatın her alanında biz de varız diyen kadınlarımız, fazlasıyla sahip olduğunuz yetenekleriniz, üreticiliğiniz, yaratıcılığınız, vizyonunuz, öngörünüz ve misyonunuzla bu yolda yer aldınız. Sizinle gurur duyuyoruz. Hani var ya kadınlarımızın bazıları evli, mutlu, çocuklu ya da çocuk da yaparım kariyerde. Kadınlarımızı artık bir otomotiv şirketinde ustalık, mekanik teknisyenlik yaparken görebiliyoruz. Kadını artık bir lastikçi dükkanı işletirken, araba lastiği değiştirirken görebiliyoruz. Kadını artık koskocaman uçaklarda pilotluk yaparken, otobüsleri, tramvayları kullanırken görebiliyoruz. Bu meslekleri nasıl güzel bir görkemle, rahatlıkla ve başarıyla yaptıklarını hayranlıkla izliyoruz. Allah’ın özenerek yarattığı, tüm vasıfları cömertçe verdiği kadına, kadınlarımıza helal olsun. Evinde anaç sevgi dolu, eş, anne, gelin, komşu, abla, kardeş sırdaş olur. Gerektiğinde dışarıda ailesini, sevdiklerini, vatanını korumak için dimdik özgüvenle durur sevdiklerinin yanında. Kendini bildiği, ne olduğunu bildiği o dimdik duruşunu, kendinden sebep duruşunu hiç kimse bozamaz. Hayatın içinde ne yaşarsan yaşa o duruşun bozulmuyor eğer karakterinden aldığın kendinden sebep bir duruşun varsa. Allah hep dik durmayı nasip etsin hepimize, tüm insanlığa… Biz atalarımızdan bunu görmedik mi tarih boyunca dimdik duran cesur yürekli atalarımızdan? Atalarımızdan aldığımız genlerimizle, aldığımız o görgü ile oluşturuyoruz ya karakterimizi. Aldığımız o aile terbiyesi görgü ve kültürün doymuşluğunu özümsemek karakterini oluşturuyor. Sonradan olmuyor yani katma kuyuda su durmuyor. Ne malın mülkün ne kariyerin, etiketin konumundan değil, karakterine olan güveninden gelir dik duruşun ve öz güvenin. Güzel ülkemin güzel kadınları gibi.

Kendi adıma çoğu da gördüm hayatımda fazlasıyla, bazen yokluğu da. Ne çok sevindim olana ne de olmayana çok üzüldüm. Aldığın aile görgüsüyle, kültürüyle o doymuşluğunla olanın da olmayanın da hayır olduğunun farkındalığında oluyorsun. Bunu kibirli bir taraftan değil de kendini bildiğin taraftan küçük bir tebessümle olgunlukla karşılayabiliyorsun. İyilik de görüyoruz yaşamda kötülük de. Kötülük yapmak çok kolay, kötülük yapabilecek güce, kudrete sahip olduğun halde, yeni neslin deyimi ile ezik görülmeyi bile tercih ederek iyiliği seçmek asıl zor olan. Asıl güç bu, sonsuz huzur ve mutluluğun anahtarı vicdan rahatlığı. Zaten biz başka türlüsünü bilmeyiz ki. Hiçbir şey ve hiç kimse buna değmez. Kadın olmak zor bizim toplumumuzda. Kadın olarak başarılı olabilmek, başarılarını gösterebilmek normal üstü bir çaba gerektiriyor. Ayağından asılmaya çalışanlar, çelme takanlar, görmezden gelenler ve daha nice zorluklar… Sonrasında kadınlarımızın verdiği mücadeleler çabalar… Bunları yalnızca kadınlarımız yaşamıyor tabi, insana has yaşam zorlukları kadın erkek karşılaşıyor bu zorluklarla belki. Fakat hayatın içinde kalabilmek, yer alabilmek için daha çok mücadele ediyor kadınlarımız. Bunca zorlukları aşarak kendine toplumda yer edinen kadınlarımızı daha çok kutlamak, daha çok alkışlamak gerekiyor.

Ülkemizde yapılan yerel seçimlerin sonucunda kadın adayların seçilmesindeki etken insanımızın naif bir dokunuşa, kadın eline ihtiyacı olduğunun tepkisi miydi? Güzel ülkemizin hatta dünyamızın güzelliğe ihtiyacı var. Bu huzur ve mutluluğun arzusu muydu her alanda bu kadar kadın adayın seçilmesi? Kadın olsun erkek olsun huzura ve sevgiye olan özlemin, çare arayışlarının sonucu muydu? Kadın erkek diye bir ayırım yok benim dünyamda, insan var tamlık, bütünlük var, kadını da erkeği de insan olabilmekte bütün mesele. İnsana insanca iyiyi ve güzeli yaşatabilmek yaşayabilmekte. Hep birlikte dünyamızı daha yaşanabilir, daha renkli, daha neşeli yapmakta. Yeryüzüne çiçeklerden yapılmış bir örtü serip hep birlikte oturmakta, hepimizin temennisi bu.

Sözün özü, kadını erkeği ile iyiyi güzeli yaşatmaya ve yaşamaya hoş geldiniz. İyilik; özümüz, sözümüz olsun. Kötülük yapmak çok kolay, asıl zor olan her türlü güce kudrete sahip olup iyiliği güzelliği seçmekte, seçebilmekte…

Sevgiyle, hoşça ve güzelliklerle kalın…

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.